İnsan egosu gerçek bir oyun bozandır. Geçmiş olumsuz deneyimlere bağlı kalmanın, onları tekrar etmenin ve tekrar tekrar yaşamanın bir değeri olduğuna bizi başarıyla ikna eder.

Çoğu zaman bizler, geçmiş anlarda kendimize yapılan şeyler yüzünden öfke ve düşmanlığa tutunarak kin tutarız. Ve bunu, ilginç bir şekilde, bunları bize yapan kişiye acı verme ve acı çektireceğimiz inancıyla yaparız. Bu tabii ki de doğru değildir. Gerçek şu ki, bu davranışımızın hizmet ettiği tek şey, içimizde sağlıksız bir durum yaratmaktır. Bu durum, bağışıklık sistemimizi zayıflatır ve yaşlanma sürecini hızlandırır, huzuru ve sevgiyi, sağlığı ve bütünlüğümüzün tam ve özgürce akmasını engeller. Tüm bu nedenlerden dolayı affetmek isteriz. Ve bunu sevgiyle, şefkatle ve minnetle yapmak isteriz.

Affetmenin diğer bireylerle hiçbir ilgisi yoktur. Bu, onları kancadan çıkarmak veya yaptıkları her şeyi kınamakla ilgili değildir. Affetmek zayıflık veya yumuşaklık belirtisi değildir. Tam tersi. Affetmek, güç, cesaret ve manevi olgunluğun gerçek bir işaretidir. Uyanan bireyler olarak, var olma  yolunda ilerledikçe, sonunda neden burada olduğumuzun farkına varıyoruz. Büyümek, gelişmek ve dönüşmek için buradayız. Her birimiz içimizde olan Sevgiye izin vermek; gerçekte kim ve ne olduğumuzun farkında varmak için buradayız. Bu da nihayetinde, başka bir varlığın ne yaptığını ya da yapmadığını ne olursa olsun, Sevmeyi öğrenmeyi ve sevgi dolu, kibar ve şefkatli olmayı öğrenmeye geldiğimiz anlamına gelir. Herkesten hoşlanmak zorunda değiliz, ama onları sevmek durumundayız. Çünkü sevgi, varlığımızın özünde olan tek gerçek şeydir. Böylece, affetme asla diğer bireylerle ilgili değildir, ama her şey kendi huzurumuzla ilgilidir.

Affetme elbette karşı tarafı affetmeye istekli olmakla başlar. Bir sonraki adım, ne yaparlarsa yapsınlar, sadece yaptıkları her ne ise, o anda en iyisi olduğu için yaptıklarını fark etmektir. Başka bir deyişle, yapılanı asla kişisel almamıza gerek yok, sadece içlerindeki ego, nefsinin yaptığı şeydir. Karşı tarafın yaptıklarını neden yapıyor olduğunu anlamak merhamettir çünkü karşınızdaki sizden daha yüksek veya daha geniş bir anlayışa sahip değildir o an.

Üçüncüsü, bağışlama sürecinin derinliklerine doğru ilerledikçe, kendimize bu gücü (affetme) vermediğimiz sürece, düşünmemizi veya hissetmemizi sağlayacak güçlerin eksik olduğunu hatırlatırız. Ve böylece gücümüzü geri alabiliriz, diğerlerinin ne yaptıklarına ya da yapmadıklarına bakılmaksızın, kendimize Sevgi ile devam için izin veririz. Hepimiz özgür varlıklarız. Hepimiz, ne düşündüğümüzü düşünmemize ve hangi anda düşünmeyi seçtiğimiz şey hakkında fark etmemize izin veren bağımsız algı ve anlayış hediyesi aldık. Böylece, affetmenin sevgi dolu bir hareketiyle kendimiz, zihinsel ve duygusal içeriğimiz için tam sorumluluk almayı öğreniriz.

Bu bağışlama sürecinden geçerken, her zaman bunun öncelikle diğer bireylerin uğruna değil, kendi huzur ve mutluluğunuz için olduğunu hatırlatmak isterim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s